Hiç sindrememişti çiçek! artık olduğu,kaldığı kadarını... ağırlığını hissedemedi suyu yüzü hürmeti sandığı kimselerin... saymadı yalnızlığına neler yüklediğini kibrinden... bir başka deyip düştüğü yanlızlığa bile,takozlarına nasihat verip yoluna devam...
çokca kussamda senden öteye düştüğüm bu izbe sokak boylarında, duramıyor hiçbir parçam ötesinden berine... dayasamda başımı bütün sohbet anlarında anılarımıza, yinede doymuyor yüreğim olsamda bucağımda seninle olmaya...
Sen diye başlayan her cümleni üzerime alınırken ben ile bitmeyen dolu cümlen kaldı üzerimde :... eee hakkını helal et o kadar devrik cümlen var üzerimde...
yaşlanır kuzum yaşlanır! bir çağlayandan farksı olan öfken ve öfkelerde...bir tokat gibi ilişir aslında o çizgide alnına... bir önce farkedecek olucakken en son farkeden olursun... Yaslanır kuzum yaslanır! sen...
kısılmış hayatın sesi,suyun kaderi bu bizim sonumuz...
tayini çıkmış bu yalnızlığın halefi selefi kadar hiranım... oysa bütün haritalar benim özlediğim şehrini tarif etsede,suya yazılmış... bie ben gürültüsünde boğuluyorum sanki yalnızlığının, bir ben adımlarını sayarken çoşkumu...
bazen nerde olduğunu bildiğin yada oraya koyup unutmak istediğimiz oyuncaklarımız olur ya! bide üstüne unutup sevdalanırız ya yokluklarına!... çocuk kalbimiz ne zaman büyüyüp aslında herşeyi koyduğu yerde...
çokca kussamda senden öteye düştüğüm bu izbe sokak boylarında, duramıyor hiçbir parçam ötesinden berine... dayasamda başımı bütün sohbet anlarında anılarımıza, yinede doymuyor yüreğim olsamda bucağımda...
ondan kalan kırmızıyı astım boynuna.uçlarında dolaştım olmamanın.yok olduğum yerleri özledim.memelerinden yapıştım karanlığa... Kandırıldığım her yere geri döndüm.kendi suyumu ısıttım...yeniden çığlıklandım.BİR DAHA ÇIKTIM ANNEMDEN... derdim seyahatti uzak yerlere.peşisıra...
bir yolculukki hiç bitmiyor, öylebir sonki noktasına güvenilmiyor... öyle bir sancı bırakıyorki!kimler kimliğinden, kimler kimsesizliğinin acısından, küfrünü yutamadığı için susmaktan kaçıyor... ... kimiside bana benzediğini görüp ürküyor... ve ben alışamadığım bu...
fırat nehrinin kıyısında meyvan kasabasının en güzel bakan gözlerinin sahibiydi o! cezn bir bir bakanın bir kkez daha baktığında tıkandığı bir güzellikti... zamanların zamanları kıskandığı o çehresindeki...
söz sahibinin değil,adım! atanın inkarı...yol gidenin zılgıtından yoksun... sulh başıboş bir viranede yoksul... amaç bütün adlardan yoksun ve kimsesiz... simdi kim sever kendini sevmeyi beceremeden diğerlerini...
ÇİÇOMDAN NAHABERLER... Hiç sindrememişti çiçek! artık olduğu,kaldığı kadarını... ağırlığını hissedemedi suyu yüzü hürmeti sandığı kimselerin... saymadı yalnızlığına neler yüklediğini kibrinden... bir başka deyip düştüğü yanlızlığa bile,takozlarına nasihat verip yoluna devam...
düş kadar sessiz su kadar ılımsı ve içimlik...Düştü deseler önüne düşeceğim, kaldı deseler sırasına dizileceğim... Sen sihrim! gözlerimin feri, sabaha çıkmak istemeyen adımlarımın şevki... sesi bütün içseslerimi sobeleyip,sorgulamadan koştuğum can...
Voltasını atıyorum ömür dediğinizin, kaç yalnızlığıma daha bölünürek parçalarınırım,yüzünün astarı var sandıklarıma... Ömrümden ne kadar çaldığımı hesaplıyorum, her kadehimin dibinde... ''bir başka bahara kaldı''dediğim pollyanna listem, ritmini şaşırıyor aritmetiğinin... Lokmasını yutarken sağduyusundan...
VE SEN OLDUN KIZIMIN GAMZESİ bu sabah evet bu sabah,7 30 ayarlı bir sabah, bir önceki sabah,son 7 yıldır aynı sabah... senden sonra zamanı hiç sektirmediğim sabah... uyanmakla seni...